'Erbil küçük Dubai olabilir'

'Erbil küçük Dubai olabilir'

Ferudun Gündüz anlattı

İhracat ve Müteahhitlik başta olmak üzere en az 14 ana sektörde Irak’ın yeniden yapılanmasına katkı sağlamak için çok profesyonel bir çalışma yürüttüklerini dile getiren Türkiye-Irak Uluslararası Yatırımcılar Derneği (TURİYAD) Genel Başkanı Ferudun Gündüz, Dernek olarak Irak’ın tümüne yönelik çalışmalarının olduğunu belirtti. Özellikle Kuzey Irak’a işaret eden Ferudun Gündüz, Türkiye’de bir kent ne kadar güvenliyse Erbil’in de o kadar temiz ve güvenli olduğunu söyledi. Gündüz, diğer bölgelere oranla Kuzeydeki gelişmelerin çok daha pozitif olduğunu ve doğru bir strateji ile hareket edilirse Erbil’in küçük bir Dubai olabileceğini ifade etti…

Türkiye-Irak Uluslararası Yatırımcılar Derneği (TURİYAD) hangi ihtiyaçların sonucu olarak doğdu?

2009 yılında “Irak, Irak, Irak” başlıklı bir yazı yazarak komşumuz olan bu kardeş ülkedeki gelişmelere dikkat çekerek iş dünyasına bir hedef göstermiştim. Aradan geçen 3 yıl, bu tezimin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bir grup gönüllü iş adamıyla birlikte görüşmeler yaparak bu ülkeye ilgiyi tespit ettik. 2011 yılı sonuçlarına göre ülkemizin Almanya’dan sonra en çok ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında 8.2 miyar dolar ile 2. sırada olan bu ülkeye ayrıca 2.4 milyar dolar seviyesinde de Müteahhitlik Hizmetlerini gördük. Bu kardeş coğrafyadaki Irak halklarının bu gelişme sürecine katkı sağlamak ve iki ülke arasındaki başta sınai, ticari ve finansal yatırımlar olmak üzere iş hacmini ve paralelinde dostluk, kardeşlik ve barış duygularını güçlendirmek için yola çıktık.

Elbette Hükümetimizin; 2023 yılında Türkiye ihracatını 500 milyar dolara çıkartma hedefi de bize heyecan verdi. Bizler de bu hedefe inandık ve kendi çapımızda katkı sunmak için TURİYAD’ı kurmaya karar verdik. 12 kişilik bir Kurucular Heyeti olarak 4 aylık bir çalışmadan sonra 25 Mayısta Derneğimizi kurduk. Bizler inanıyoruz ki ülkemizin 2023 yılında Irak a yapacağı ihracat müteahhitlik hizmetlerinin toplamı 50 milyar dolar seviyesine ulaşacaktır. Böylece Irak, Türkiye’nin yaptığı ihracatta yüzde 10 pay alıp aynı zamanda 1. sıraya yükselecektir.

Tabi araştırmalarımızda ihracatçılarımız ve müteahhitlerimizin gerek Kuzeyde gerekse Güneyde karşılaştıkları zorluklar ve bu ülkeye ilgi duyan yeni girişimcilerin çektiği sıkıntılar da bir örgütlenme ihtiyacına yöneltti bizi.

Türkiye-Irak Uluslararası Yatırımcılar Derneği (TURİYAD) Türkiye’nin genelde Irak özelde ise Kuzey Irak Yönetimi ile ekonomik ilişkilerin gelişmesine katkısı nasıl olacak?

İhracat ve Müteahhitlik başta olmak üzere en az 14 ana sektörde Irak’ın yeniden yapılanmasına katkı sağlamak için çok profesyonel bir çalışma yürütmekteyiz. Her sektörle ilgili en fazla 5 üye kabul edeceğiz ve 5’er üyemizden biri Danışma Kurulu bünyesinde Üniversitelerimizde görev yapan ve çoğu saha deneyimli akademisyenlerden oluşacaktır. Danışma Kurulunda bu ülkenin her iki tarafına yapılacak kısa, orta ve uzun vadeli yatırım ve ticaret olanakları için profesyonel bir alt yapı kurarak yola devam etmekteyiz. Bizim için çok sayıda üye alma hedefi yoktur; nitelikli ve 2013 ortasına kadar maksimum 70 üye ile çalışacağız. İlerleyen süreçte şubeler oluşmaya başlayınca bu sayı ancak o zaman gözden geçirilecektir.

Sınır komşusu olması ve kültürel bağlar ile lojistik avantajları nedeniyle Kuzey Irak Yönetimi sahasındaki illerle daha yakından ilgileniyoruz. Ancak orta vadede petrol gelirlerinin yüzde 83’ünü alan ve yüzde seksen nüfus yoğunluğuna sahip olan güney bölgesi de ana hedeflerimiz içerisindedir. Biz, TURİYAD olarak The Global Compact, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler sözleşmesine imza atmış bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak nitelikli üyelerimizle birlikte dost Irak halklarının refah seviyesinin yükseltilmesi ve daha kaliteli bir yaşam düzeyine ulaşmaları için bilgi, deneyim, sermaye imkanlarımızla onlarla her koşulda ve cesaretle işbirliğine devam edeceğiz. Ticaret yanında inancımız odur ki Dünyada petrol zengini olan ülkeler dahil hiçbir ülke sürekli ithalat yaparak varlığını uzun süre koruyamaz ve ekonomisini güçlendiremez. Kardeş Irak Halklarının sanayi ve kalkınma hamlesine Türkiyeli yatırımcılar başta olmak üzere gerektiğinde uluslar arası yatırımcılarla kurulacak konsorsiyumlarla katkı sağlamak istiyoruz.

Derneğimizin örgütlenmesinin başlangıçta “ulusal” ve daha sonra da “ uluslararası” boyutta olacağını belirtmek isterim. Hedeflerimiz doğrultusunda gerek Türkiye gerekse Irak da imzalayacağımız işbirliği protokolleri sonrası İş Forumları aracılığıyla iş insanlarını tanıştırıp ortak iş yapma fırsatlarını çoğaltacak ve ticaret hacminin büyümesine katkı sunacağız.

Dolayısıyla Irak’ın daha fazla ve çeşitli alanlarda üretim yapar konuma gelmesi için bir sanayi ve kalkınma hamlesine girmesinde katalizör rolü oynamaya çalışacağız. Bir süre sonra da Irak kendi ihtiyaçlarının çoğunu kendisi sağlar hale geldikten sonra da yani orta vadede Irak’ın çevre ülkelerden başlayarak bazı ürünlerde yapılacak ortak yatırımlarla ihracat yapar hale gelmesini sağlamak da en büyük hedeflerimizden biridir. Sanıyorum ki bunu görmeye ömrümüz vefa edecektir. Özellikle Kuzey ve Güneydeki işadamlarına doğru partnerler bularak ortak işbirliği, yatırım fırsatlarını kullanacağız. Sadece Türkiye ve Iraklı iş insanlarını değil aynı zamanda ileri teknoloji ve finansal güce sahip olan gelişmiş ülke şirketlerinin de Irak’ın gelişmesine katkı sağlamaları için 2013 den itibaren uluslararası yatırımcıları da daha fazla üye kaydına başlayacağız.

TURİYAD olarak Kuzey Irak Yönetimi’nin ekonomi politikalarına nasıl bakıyorsunuz?

Bağdat 7 milyon nüfusuna rağmen gerek 9 yıllık İran savaşı ve sonrasında Kuveyt e saldırısı ve sonrasında da Saddam döneminde kendi içinde bitmeyen kavgaları nedeniyle harap halde bir kent. Bir zamanlar söylenen “Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz” sözünün çok fazla anlamının kalmadığı bir noktaya gelmiş maalesef. Ama Kuzey de durum çok farklı. Özellikle birmilyon yedi yüzbin nüfusu olan Erbili çok önemsiyorum. Ve doğru bir Stratejik Planlama ile Küçük bir Dubai olabilmesini olanaklı gördüğümü vurgulamak isterim. Özellikle Bölgesel Kürt Yönetiminin sağladığı güvenli ortam yatırım iklimine önemli katkı sağlamış durumda. 10 yıldan beridir orada bu güvenli ortamı gören çoğu Kürt kökenli iş insanları da buraya cesaretle giderek yatırımlara sermaye, fikri ve bedeni katkı sağlayarak kenti adeta çağdaş bir Dünya şehrine dönüştürmüşler. Ben, başta güvenlik olmak üzere gerek Gümrük Vergileri gerekse gelir vergileri açısından çok kolaylaştırıcı bir politika izlemeleri, halkın fakir kesimine iş, sağlık, eğitim, konut ve gıda konusunda yardımcı olmaları ve kısacası ülke zenginliğini paylaşmaya açık bir şeffaf politika izleyerek sosyal bir devlet olmaya dönük adımlar atmaları ve barışa dönük katkıları nedenleriyle başta Mesut Barzani olmak üzere modern ve genç Başbakan Necirvan Barzani’yi yürekten kutluyorum. Çalışmalarını oldukça samimi ve başarılı buluyorum. Türkiye’ye karşı yaklaşımlarını içten buluyor ve iş insanlarımıza sağladıkları katkı ve öncelikler için teşekkür ediyorum. Umarım ilk fırsatta kendilerini de ziyaret ederek Danışma Kurulumuzu oluşturan Profesörlerimizle birlikte ortak çalışmalar yapmak üzere bir Teklif paketi sunacağız. Ayrıca Erbilde’ki Divan Otelinde gördüğüm çok sayıda uluslararası yönetici de burada olumlu bir yatırım ortamının olduğunun önemli bir göstergesiydi. Kuzey gerçekten Güneyin en az 20 yıl önünde diyebilirim. Ama umut ediyorum ki Sayın Maliki, yıllardır ıstırap çeken ve barışa hasret olan Arap kardeşlerimize daha güvenli ve kaliteli bir yaşam sunmak için doğru stratejiler geliştirerek Türkiye’ye dostça barış elini uzatır. Tabi çalışkan ve oldukça başarılı bulduğum AK Parti Hükümetimizin Genel Başkanı ve Baş bakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da dış işlerimizin de bundan böyle daha soğukkanlı ve gerginlik içermeyen bir yaklaşımla Irak Hükümetine doğru ve her iki ülke insanlarının mutluluğuna katkı sağlayıcı mesajlar vermesini dilerim.

Bu politikalar yakın komşu olarak Türk işadamları açısından nasıl avantajlar sağlıyor?

Türkiyeli iş insanları hem kültürel hem de dini duygular hem de lojistik avantajlar nedeniyle bu bölgenin ekonomisinde yüzde 70’lere varan bir hakimiyete sahip durumdalar. Bunun korunması ve geliştirilmesi önem arz etmektedir. Nitekim örneğin üyelerimizden birinin Zaho’da yaptığı yoğurt fabrikası vergi, lojistik, işçilik maliyetleri vb konularda Türkiyeli iş insanlarının Türkiye’den çok daha fazla para kazanacağının somut bir örneğini vermektedir.

 Geçmişte bazı yanlış işler yapan iş insanları olmuş ama ticaretin çarkları bunları yok etmiş ve onların “yanlış hesabı Erbil’den geri dönmüş” anlayacağınız. Bizim derneğimiz o bölgeye giden iş insanlarıyla ve şirketlerle ilgili gerekli istihbaratları yaparak gerektiğinde Irak Hükümetine doğru referans sağlayan bir noktada olmayı da amaçlamaktadır.

Ayrıca Türkiye’de AK Parti Hükümetinin hazırladığı ve yürürlüğe giren Yeni teşvik yasasında özellikle Güney Doğu Bölgesinde olup 6. dereceye giren illerde Türkiyeli ve Iraklı iş insanlarının ortaklaşa yapacağı yatırımlarla Irak a ihracatta da avantaj sağlayacaklarını çok rahatlıkla söyleyebilirim. Yani aslında Irak sermayesi için de özellikle Türkiye’nin doğusunda yapılacak doğrudan yatırımlar için ciddi fırsatlar vardır. Iraklı bireysel yatırımcıların sermaye birikimleri için de ülkemiz artık AB ülkelerinin bazılarında daha da “güvenilen bir liman “ olmaya başlamıştır. Dolayısıyla kardeş Irak halklarının bireysel yatırımlar için de ülkemizi tercih etmeye başlamış olmasından TURİYAD Genel başkanı olarak büyük bir mutluluk duymaktayım.

Irak’a yaptığınız geziyle ilgili gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Irakı ele alırken 25 milyon civarında insanın yaşadığı Güney bölgesi ile, 5 milyon civarında Kürt nüfusun yaşadığı Kuzey Irak Yönetimini ayrı ayrı ele alınması gerektiğini gördüm.

Tabii, özellikle Erbile ilk olarak gittiğimde orada güvenlik kaygısının olmaması beni şaşırtmıştı doğrusu. Türkiye’de bir kent ne kadar güvenliyse Erbil’de o kadar temiz ve güvenli. İnsanlar güler yüzlü ve özellikle Türkiye’den gelenlere çok sıcak ve saygılılar. Türkçe konuşan çok sayıda insanla karşılaşabiliyor ve alışveriş merkezlerinde Türk markalarının hakimiyetini görebiliyorsunuz. Oldukça kaliteli ve çok sayıda inşaat var, yeni yeni endüstriyel yatırımlar hız kazanmaya başlamış. Kentin planlaması da oldukça iyi. Sağlık ve eğitim hizmetlerinde yeni yatırımlara çok ihtiyaç var. Tabi alt yapı, üst yapı, enerji, tarım-gıda yatırımları da öncelikli yatırıma aç alanlar arasında.

Bağdat, savaşlar nedeniyle çok geri kalmış ve uzun yıllar boyunca ve her alanda, her ölçekte yatırıma aç durumda. Tabi güvenlik problemi tam anlamıyla çözülmemiş olduğundan gerek Türkiye’den gerekse uluslararası piyasadan yatırımcılar çok istekli değil şimdilik bu bölgelere girmeye. Halbuki bu dönem aynen Erbil’in 10-12 yıl önceki haline yakın durumda. Bugün artık Erbil’de uluslararası rekabete açık bir iktisadi yapı yavaş yavaş boy göstermekte iken Bağdat hala altın bir tepsi içinde fırsatlar sunmakta. Ancak, altın tepsiyi tutan kişinin etrafında küçük küçük ateşler var hala. Dolayısıyla Bağdat Hükümeti kendi bölgesinde mezhepler arasında çıkan kanlı, keskin çatışmaları tarafları bir araya getirip uzlaşma yöntemleri geliştirerek nefreti azaltmalı ve bir biriyle barış içinde yaşayan, bir birini şimdilik çok sevmezse dahi en azından nefret etmeyen bir toplum dizayn etmeyi başarabilmelidir.

Irak halkının temiz suya, çeşitli gıdalara, sağlıklı konutlara, düzgün bir eğitime, sağlık hizmetlerine erişime, kent yaşamının gerektirdiği temizliğe vb onlarca temel insan hakları arasında sayılan hizmetlere gereksinmesi vardır.

Dolayısıyla bir an önce içerde barışı ve güvenliği tesis edip Allahın lütfettiği bu petrol zenginliğinin başına bela olmasından uzaklaşıp Türkiye gibi kardeş bir halkı da yanına alarak insanlarına daha refah ve mutluluk dolu bir yaşam sağlayıcı politikalar belirlemeli ve uygulamalıdır. Sayın Maliki ile görüşmek de planlarımız arasında olup; Danışmanlar Kurulumuzla Bağdat başta olmak üzere Irak’ın yapılanmasında dostça katkı sağlamak arzumuzu ve planlarımız da kendisiyle paylaşmak isteriz. Sayın Maliki, ülkesinde iç barışı sağlayabildiği ve halkın refahına odaklandığı takdirde tarih kendisini saygıyla anacaktır.

Irak hem Kuzeyiyle ve hem de Güneyiyle bizim en önemli komşumuz olup, Bağdat, Erbil, Kerkük, Dohuk, Zaho kentlerine yaptığım ziyaretlerde çok ciddi dostluklar edinerek dönmekten büyük bir mutluluk duyduğumu belirtmek isterim.

Gerek Bağdat gerekse Erbildeki Ticaret Müşavirliklerimizin de samimi, fedakar çalışmalarını da bizzat müşahade ettiğim için onları ve bağlı bulundukları Ekonomi Bakanımız Zafer Çağlayan’a TURİYAD olarak içten teşekkürlerimi sunuyorum.

6.12.2013 (Haber Merkezi)