Renas Elçi Exporting Iraq Dergisi'ne Konuştu: Kürdistan Ortadoğu'nun Elması Olacak

Renas Elçi Exporting Iraq Dergisi'ne Konuştu: Kürdistan Ortadoğu'nun Elması Olacak

Renas Elçi Exportinh Iraq Dergisi'ne Konuştu: Kürdistan Orta Doğunun Elması Olacak

''Önümüzdeki 5 yıl içinde doğru adımlar atılır doğru hamleler yapılırsa Kürdistan Ortadoğu’nun elması haline gelecektir.’'

Türkiyeli Evrensel İşverenler Derneği Başkanı Renas Elçi, Kürdistan ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin büyüklüğüne dikkat çekerek Kürdistan’ın Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Elçi, Kürdistan’da inşaat sektörün hızlı geliştiğini de vurgulayarak inşaat sektörünün önümüzdeki yıllarda da yükselişini devam ettireceğini belirtti.

Kürdistan’ın coğrafi olarak verimli topraklara sahip olduğunu da sözlerine ekleyen Elçi, refah seviyesi yüksek, üretim seviyesi yüksek bir köylü modeli yaratılması gerektiğinin altını çizdi.

Renas Bey, rahmetli babanız Şerafettin Elçi’yi ve ailenizi birçok insan tanıyor. Sizi de tanımak isteyeceklerdir okuyucularımız?

Ben 1964’te Cizre de doğdum. 14-15 yaşına kadar Cizre’de bulundum. Ondan sonra hayatımı ve eğitimimi Ankara’da geçirdim. 1985 te müteahhitliğe girmem gerektiğine inandığım için müteahhitliğe başladım. Ankara’da iller bankası ihalelerine katılıp o işleri yaptım.

Yaklaşık 8-9 yıl iller bankası projesine imza attım; fakat 1998’den sonra DSP-MHP koalisyonundan sonra Türkiye’de fazla bir yaşama şansımızın olacağına inanmadığım için Kürdistan’a geldim. 2002 yılında da tamamen buraya yerleştim.

‘‘Bir ülke de sivil toplum örgütleri ne kadar çoğalırsa o ülkedeki demokrasi ve liberal insan hakları en üst seviyeye çıkar.’’

Türkiyeli Evrensel İşverenler Derneği’nin Başkanlığını yapıyorsunuz, dernekten biraz bahseder misiniz?

Bundan 5-6 ay kadar önce arkadaşlarımızın oluşturduğu bir grup, burada dernekleşme ihtiyacı duydu. Daha evvelden bunu bir kaç defa denemiştik; ama çok başarılı olamamıştık. Bu son süreçte güzel bir ekip oluşturduk. Sağ olsunlar arkadaşlar, hem maddi hem manevi bütün katkıları yapıyorlar.

Resmi başvurularımızı yaptık; fakat burada yabancı sivil toplum örgütleri için şartlar tam olarak oluşmadığından, bu süreç biraz yavaş ilerliyor. Kanunlara ve yürürlükteki talimatlara uygun hareket etmek zorundayız. Umuyorum ki, 2014 yılında derneğimiz tamamen resmi bir kimlik kazanır ve faaliyetlerimizi sürdürürüz.

Dernekleşme hangi ihtiyaçtan kaynaklandı?

Birincisi buraya gelen birçok arkadaşımız şunu fark etti: Burada normal ekonomi kurallarının dört dörtlük işlendiği kanısı var mıdır, aksaklıklar var mıdır? Tabi, bu aksakları, bu problemleri yaşayan arkadaşlarımız da var içimizde. Bunun için öyle bir dernek kurup; hem sosyal faaliyetleri sürdürmek hem de burada iş yapmak isteyen diğer işadamlarına, iş kadınlarına yön vermek istedik. Derneğimiz, onları aydınlatacak, bilgilendirecek bir dernek.

Çünkü burada bilinmeyenli bir sürü şey var. Yasalar var; fakat o yasaların uygulanabilirliği uzmanlık alanı isteyen bir statüye girmiş durumda. Bunun için kendi bünyemizde hukuki ve danışmalık birimleri oluşturarak yeni gelen arkadaşlarımıza burada rahatça iş yapabilme ortamı ve olanağı sağlamaya çalışacağız.

Toplam kaç üye var su anda?

Şu anda resmi olmadığımız için 35 kişi ile sınır tutmuş durumdayız. Talep çok, bize gelip katılmak isteyen arkadaşlar da var; fakat resmi bir statümüz olmadığı için bu talepleri karşılayamıyoruz.

Kabul edildi demiştiniz?

Kabul edildi; fakat burada her gün yeni bir şeyler oluyor. Tabi, biz ikili ilişkilerle oluşabilecek her türlü sorunu çözmek için çalışmalar yapıyoruz. Resmi olarak bütün evrak ve dokümanlarımız hazır, yalnıza onayları bekliyoruz ve onay süreciyle kurulduktan sonra bir resepsiyonla hem kendimizi tanıtacak hem de üye kabullerini almaya başlayacağız.

Ben tahmin ediyorum ki bu süreç düzgün bir şekilde işlediği zaman çok kısa bir sürede 400-500 üyeye kavuşabileceğiz.

Diğer sivil toplum örgütlerinden farkınız nedir?

Bizim amacımız burada güç ortamı yaratmak, bir çekim noktası oluşturmak. Şu andaki üyelerimiz Kürdistan’da iş yapan ve Kürdistan’da sektörlere yön verebilecek pozisyondaki insanlardır. Bu arkadaşlarımız hem yatırımcı hem de üreticidirler.

Şimdi bundan dolayı geniş bir portföyle çalışıyoruz, farkımız şu olacak: Biz yapabildiklerimizi söyleyip, onları hayat geçireceğiz.

21. YÜZYIL KÜRTLERİN YÜZYILI OLACAKTIR

Renas Bey, Kürdistan ekonomisi hakkında gözlemlerinizi merak ediyorum. Kürdistan gelecekte güzel şeyleri vaat eden bir pozisyonda. Tabi, her güzel şeyin güzel işlenip parlatılması lazım. Benim inancım o ki, önümüzdeki 5 yıl içinde doğru adımlar atılır, doğru hamleler yapılırsa Kürdistan’ı Ortadoğu’nun elması haline getirebiliriz.

Biz derken, bizim derneğimizin ya da şahsımızın değil, bu işler ekip işidir. Bunun bir tarafında devlet var, bir tarafında hükümet var, bir tarafında siyasi partiler var, bir tarafında da sivil örgüt toplumları var.

Bu bütünlüğüne birlikte hareket etme yetisini bir günde kazandırırsak bunu bu şekle dönüştürdüğümüz zaman, ben inanıyorum ki 21. yüzyılı Kürtlerin yüzyılı olacaktır; ama dediğim gibi doğru adımlarla, akılcı ve doğru hareketlerle bu imkânlı hale gelir.

21. yüzyıl Kürtlerin ve Kürdistan’ın yüzyılı olabilmesi için neler yapılmalı?

Birincisi eğitim. İnsanlarımızı iyi eğiteceğiz. 21. Yüzyılın şartlarına göre onları organize edip, onları donatacağız. İkinci olarak, akıllı ve mantıklı projeler üretmemiz gerekiyor.

Üçüncü olarak, dünyanın gelişmiş bölgelerindeki normları ve yasaları uygulamamız gerekiyor. Dördüncü olarak da teşvik edici maddeler kanunlar, uygulamalar ve düzenlemeler yaratmalıyız. Şimdi bunları yaparken de çok dikkat etmemiz gereken bir şey var:

Biz sırf iyi olacağız diye kendi benliğimizden ve özümüzden uzaklaşmayacağız, uzaklaşmamalıyız. Bizi diğer toplumlarda belki üstün ve farklı kılacak budur. Kendi öz benliğimizi kaybetmeden dünyadaki gelişimlere açık olmak, yatırımlarımızı doğru yönlendirerek insanlarımızın refah seviyelerini arttırıp onların eğitimini sağlamak, işte bunu yapabilmeliyiz.

‘‘Ya bu işi iyi yapacaksın ya da yapanların içinde en iyi yapan sen olacaksın.’’

Kürdistan’da yatırım yapmanın püf noktaları nelerdir?

Kürdistan’da yatırım yapmanın püf noktası önceden bazı şeyleri sezip ilk hamleyi yapmak. Çünkü biz Kürtler, tarihten bugüne kadar hiç bir zaman ekonomik olarak bir güç olamadık. İleriye dönük hamleler yapmalıyız. Biz Kürtlerin yapması gereken en önemli şey budur.

Yoksa keşfedileni tekrar yeniden düzenleyip, organize edip, modelize etmek büyük maliyetler ister. O yüzden eskiden de bu klasik bir sözdü: '' Ya bu işi iyi yapacaksın ya da yapanların içinde en iyi yapan sen olacaksın.''Şimdi, biz en iyi yapanların seviyesine gelmek için bize biraz zaman lazım.

Kürdistan’ı daha iyi Yatırım alanı olarak Türkiye’ye neler önerirsiniz?

Bakın bu çok önemli bir şey. Birincisi tarımla ilgilibir şekle getirebilmek için ve Kürdistan’a maksimum faydayı sağlayacak biçimde organize olacağız.  çok elverişli şartlar var. Fakat bu şartları oluşturacak yasal düzenlemeler daha oluşmamış durumda.

Düşünün Mezopotamya, ilk yerleşim alanının başladığı yerdir. Şu anda Kürdistan Mezopotamya’nın göbeğinin içinde oturmuş durumda. İlk önce biz çiftçimizi, köylümüzü şehre gelmelerinden uzak tutmamız lazım.

Köyünde refah seviyesi yüksek, üretim seviyesi yüksek bir köylü modeli yaratılmalıdır. Yani köylüyü üretime yönlendirmek lazım. Tabi. Yani bakıyorsunuz ki şehirdekiler büyüyor ve düzensiz büyüyor; ama köyler boşalıyor, üretim sıfıra dönüyor.

Bugün Kürdistan’ın birçok şeyi ithal. Domatesinden meyvesine, maydanozuna kadar neyi sorarsanız sorun hatta buğday bile ithal. Hâlbuki eskiler iyi bilirler, bundan 30-40 yıl evvel bütün Irak’ın sebze ve meyvesi Kürdistan’dan gidiyordu.

YANLIŞ ALGI VAR

Tahıl ambarı mıydı?

Tabi tahıl ambarıydı. Kerkük petrolle anılır; ama dünyanın Nil’den sonra ki en büyük pamuk havzası Kerkük havzasıdır. Ama maalesef petrole takılarak bunlar yapılmıyor. İkinci en önemli yatırımda; burada inşaat olayı var. İnşaat sektörü hızla gelişiyor ve ilerliyor.

İlk başta bahsettiğim bu 10-15 yıllık süre içinde yapılan bir sürü imalatlar göreceksiniz, çok kısa bir süre içinde yeniden yıkılıp yeniden imar edilecektir. Çünkü standartlara, modern toplumların kullandığı standartlara kullanılmadı. Bunun bir sürü sakıncası da var.

Irak ve Kürdistan Bölgesi, 20 yıl daha bu inşaat hızıyla ülkenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek pozisyona gelebilir. Ama bir de inşaatın sanayi kısmı var. Biz bu sanayi kısmını göz ardı etmemeliyiz. Dikkat ederseniz buraya gelen her şey ithal ve artık burada inşaat sanayisinin kollarını oluşturmalıyız.

Petrole pek fazla kafa yormamak lazım; çünkü piyasada çok büyük aktörler var, siz bunların gölgesinde yaşayamazsınız. Yani yeni yetişen bir fidan gibi, o büyük ağaçların gölgesinde yok olur gidersiniz. Peki, neler yapmalıyız; lojistik destek ve yan sanayi ürünlerinin üretimine teşvik etmeliyiz.Şimdi Türkiye ile Kürdistan arasında hem siyasi hem de ekonomik ilişkiler her geçen gün artıyor.

Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün Kürdistan’ın Türkiye ekonomisine katkısı çok büyük. Peki, bunun karşılığında Kürdistan’dan ne alınıyor Kürdistan’a ne veriliyor. Ben burada bizim zarar konumda olduğumuza inanıyorum. Ben burada bu son bir kaç ayda yapılan petrol anlaşmalarının ortak menfaatler doğrultusunda yapılması kanısındayım. Yapılmazsa orda da bir adaletsizlik söz konusu olacaktır.

Bizler bunlara dikkat etmeliyiz. Dünyadaki ticari normları göz önünde bulundurmalıyız. Benim şahsi düşüncem zayıf olana karşı pozitif ayrımcılık yapılmalı. Bize pozitif ayrımcılık yapılmalı. Bunlar tabi derin ve ince konular, ben şu anda gerek Sayın Mesut Barzani’in gerek Neçirvan Barzani’in bu perspektifi yaşayıp hayata geçirebilecek pozisyonda olduklarına inanıyorum; ama halkın, diğer bireylerin ve bürokrasinin bu konuda onlara destek olması lazım.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Şimdi ben inanıyorum ki, bir ülke de sivil toplum örgütleri ne kadar çoğalırsa o ülkedeki demokrasi ve liberal insan hakları en üst seviyeye çıkar. Çünkü insanların birlikte hareket edip insanların menfaatleri doğrultusunda mücadele etmenin en güzel, en yasal ve en soft zemininin sivil toplum örgütleri olduğu kanısındayım. Aslında hükümetler ve devletler bu konuda bu örgütleri teşvik etmelidir.

14.02.2014 (Haber Merkezi)