'Irak Türkiye İçin Büyük Bir Pazar'

'Irak Türkiye İçin Büyük Bir Pazar'

Ali Erdemoğlu anlattı

Merinos Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Erdemoğlu, Irak’ın Türkiye açısından iyi bir pazar olduğunu da ifade etti.

Irak’ın bütün sektörler açısından iyi bir pazar olduğunu da vurgulayan Erdemoğlu, ‘‘Irak, gıdasından, teknolojisine kadar Türkiye ne üretiyorsa iyi bir pazar. İkili ilişkiler ve hükümetlerin yönetimleri doğru olduğu zaman, Irak’ın Türkiye’den başka açılacak kapısı hemen hemen yoktur’’ şeklinde konuştu.

Merinos’un mobilya ve halı Sektörlerinin yanında Enerji sektöründe de ilk adımı attığını sözlerine ekleyen, Erdemoğlu, ‘‘Biz enerjide büyük bir oyuncu olmak istiyoruz. Her sektörde olduğu gibi yani halıda olsun, mobilyada olsun ev tekstilinde olsun biz ilk beşin içerisindeyiz. Enerji sektöründe de amacımız ilk sıralara yerleşmek’’ dedi.

Irak’a yatırım yapacaklara önerilerde bulunan Erdemoğlu, yeni yatırım alanları ve pazar ağı ile ilgili yatırımlarını Exporting Iraq Dergisi’ne önemli açıklamalarda bulundu.

Ali Bey Merinos’un Türkiye’deki konumunu biliyoruz. Dünyada sayılı bir yerde. Irak pazarına girmeye ne zaman karar verdiniz?

Irak pazarında yaklaşık 3-4 senedir çalışıyoruz. Ama daha önce bir distribütör arkadaşımız vardı. O yeteri kadar yapılanamadığından dolayı, biz Osman Demirci Bey ve Halim Acar Bey ile yolumuza devam etme kararı aldık. Yaklaşık 1 yıldan beri Irak’ta yapılanmayı hedefliyoruz. Irak’ta şuan 7 tane showroomumuz var.

Erbil’de mi farklı illerde mi?

Erbil, Süleymaniye, Duhok, Diyala, Lanya ve Keller’de showroomlarımız var. Bunun haricinde 4 açılışımız daha oldu. Diğer illerde de yapılandırma çalışmalarımız devam ediyor. Yapılanmamız Merinos ve Dinarsu. Ama öbür markalarımız da Padişah olsun, Efsane olsun, İmparator olsun halı olarak söylüyorum, pazara hizmet vermeye çalışıyoruz. Burada yapılanma yaklaşık bir yıldan beri devam ediyor. Bu bir yıl içerisinde çok hızlı yol aldığımızı söyleyemem. Ama pazar şartlarına göre yine de normalin üstünde. Ama gerek rakamsal gerekse ihracat olarak ilerisi parlak olan bir iş. Altyapımızı burada güçlendirdikten sonra burada ki hedeflerimize ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Burada ki ciro hedefimiz yıllık yirmi milyon dolar. Bunun oluşumu için gerekli bütün çaba ve imkânlarımızı bu tarafa vereceğiz. Burada ki tek distribütörümüz Osman Demirci Bey’dir. Tabi burada bölgenin sorunları da önemli. Bundan 5-6 ay önce sorunlar yaşanmıştı. Ondan dolayı biraz piyasalar sıkışmıştı. Piyasa huzur ve güven istiyor. Ve bir problem olduğu zaman piyasa tepki veriyor. Almama ile veya satmama ile tepki veriyor. Bu doğaldır; ama burada biz şuan Bağdat, Musul gibi bölgelere de girebilmenin mücadelesini veriyoruz. Uğraşlara rağmen şuan hala buralara giremedik. Buranın nüfusu yaklaşık 6 milyon. Fakat bu bölgelere siyasi problemler nedeniyle giremedik. Öbür bölgelerde siyasi problemler azalırsa buranın önü açık.

Irak piyasası ile Türkiye piyasasını karşılaştırdığınızda müşteri beklentileri konusunda farklılıklar ve benzerlikler nelerdir?

Her bölgenin kendine has kültürü ve yaşam tarzı var. Buranınki ile Türkiye’nin ki biraz farklı. Ortadoğu’daki bütün devletler ki, Türkiye’de bunlara dahildir. Bunların birazcık daha renk, desen ve kalitede biraz daha lükse düşkünler. Daha doğrusu halılarda Türkiye iç piyasasının kabul etmediği renkler, desenler, daha çok bordolu, turunculu ve mürdümlü renk grupları burada rağbet görüyor. Mobilya takımlarında ise genelde klasik, bizim eski Osmanlı tarzı varak olarak tabir edebileceğimiz modeller biraz daha rağbette. Ama burada da zaman içerisinde dönüşüm olacaktır. Yeni yetişen jenerasyon daha çok modern çizgileri talep ediyor. Ama 40 ve 50 yaşın üzerindekiler Osmanlı ve Arap kültürünün hakim olduğu modellere daha çok ağırlık veriyorlar.

Irak pazarında risk olarak neleri görüyorsunuz?

Ülkenin kendi içerisinde yani merkezi yönetimle herhangi bir sıkıntıları olmadığı sürece, iyi geçindikleri sürece herhangi bir sıkıntı görmüyorum. Ben buranın yer altı zenginliklerinden dolayı daha da büyüyeceğine inanıyorum. Mesela Erbil böyle giderse 10-15 yıl sonra Dubai gibi olabilecek. Ama bunu şartlar ve zaman gösterecek. Ülkenin huzur ve güvenliği olduğu takdirde. Yani siyasi riskler ortadan kaldırılırsa burası daha çabuk gelişir. Çünkü bölgede yer altı zenginlikleri bayağı fazla. Irak’ın aylık 30 milyar dolar petrol ihraç ettiği söyleniyor. Bu müthiş bir rakam.

Merinos’un Ortadoğu politikasına gelelim. Ortadoğu’da nasıl bir strateji ile ilerliyorsunuz ve hangi ülkelerde varsınız?

Ortadoğu’da hemen hemen her ülkede varız ama genelde distribütörlerimiz söz konusu, toptan bayilerimiz var distribütör olmayan yerlerde. Bu Irak’tır, İran’dır, Suudi Arabistan’dır, Dubai’dir. Bu bölgelerde Merinos’un mağazaları, showroomları ve cornerları var. Artı bunun dışında Padişah, Efsane, İmparator gibi farklı olan markalarımızı da bütün pazarda marka ürünler satan arkadaşlara veriyoruz.

Buraya yaptığınız ihracat rakamlarını öğrenebilir miyiz?

Merinos Grup olarak 2012’deki Irak’a ihracat rakamımız yedi buçuk milyon dolardı. Bu sene piyasalar biraz burada da durgun, bu sene herhalde o rakamları yakalayamayacağız gibi görünüyor. Aslında bizim hedefimiz çarpı iki idi. Yani 15 milyon dolardı. Hem yapılanmadan hem de yeni corner ve showroomların açılmasından dolayı hedefimiz bu idi. Ama herhalde 5-6 aydan beri piyasalarda sıkıntı var. Eğer darboğaz açılırsa burada tekrar eski hareketlilik söz konusu olacak.

Türk firmaları artık buraya sadece mal satmak amacıyla gelmiyor. Yatırım ve üretim odaklı da düşünüyorlar. Mesela İstikbal’in burada Duhok yolu üzerinde ciddi bir yatırımı söz konusu. Merinosun ilerde böyle bir yatırımı söz konusu olacak mı?

İlk olarak burada altyapıyı güçlendirmek lazım. Bir üretim yaptığınız takdirde bunu pazara satabilecek altyapınız mevcut ise yatırıma girebilirsiniz. Eğer bunu gözlemleyemiyorsak küçük atölye sisteminde bir üretim yapmak istemeyiz. Yani burada en az 500-1000 kişinin çalıştığı bütün Irak’a ve burada ki yakın devletlere ihracat yapabiliyorsak düşünürüz. Küçük düşünmek söz konusu değil. Dediğim gibi Ortadoğu’da pazar vardır, tüketimde iyidir, insanların gelir düzeyi de iyidir. Ama ilerde ne olur onu kestirmek söz konusu değil. Zaman ne gösterir onu bilemeyiz. Temennimiz iyi olması.

Merinos’un dünya genelindeki yatırımları ile ilgili bize bilgi verebilir misiniz?

Çin’e bir yatırımımız söz konusu olacaktı. Dünyadaki gelişen ekonomik pozisyonlardan dolayı bu yatırımı askıya aldık. Ama yine bizim yatırım planlamalarımızda Çin var. Artı az önce sizin de söylediğiniz gibi, buraya bir yatırım yapabiliriz. Ama bunun için zamana ihtiyaç var. Çünkü burada özellikle mobilyada nakliyat sıkıntılarımız söz konusu. Mobilyada, yataklarda nakliyeler burada yaklaşık yüzde 20’ye yüzde 25’e tekabül ediyor. Bu da ciddi bir maliyet. Bunlar havale yük olduğu için halı da öyle bir sıkıntımız söz konusu değil; ama mobilyada ve bizim yumuşak grup dediğimiz oturma gruplarında sıkıntılarımız var. Çünkü üretimi İzmir’de yaptığımız için oradan burası yaklaşık 2000 kilometre. Bundan dolayı burada alt yapıyı güçlendirdikten sonra mobilya olarak düşüncemiz mevcut, ama halı olarak değil.

Merinos ile ilgili büyük bir haber olarak verebileceğimiz bir şey var mı?

Enerji sektörüne girdik. 2014’ün sonunda hayata geçirmeyi planlıyoruz. Şuan inşaat çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah 2014’ün sonunda çalışır vaziyette olacak. İstanbul Çatalca’da yapıyoruz.

Ali Bey Türkiye Irak ilişkilerinin geliştirilmesi için önerileriniz neler?

Irak yönetimi ile Türk hükümetinin diyalog içerisinde çalışmalarını istiyoruz. Çünkü ticari boyuttan düşünmek durumundayız. Dünyada şuan sınırlar kalkmış durumda. Ama burada ikili ilişkiler devlet statüsünde, devlet güvencesinde özellikle onların garantör olarak Irak ve Türkiye arasında iyi bir lokomotif olup hem Türkiye Cumhuriyeti’nin hem de Irak halkı için burada çok güzel bir altyapı var. Bunu hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Bunu bizi yöneten hükümetlerin dikkate alması lazım. Çünkü biz sınır komşusuyuz, kan bağımız var. Aynı toprağın, aynı Ortadoğu’nun insanlarıyız. Burada tabiî ki, dil, din, mezhep, ırk ayrımı olmaması lazım. İnsan insandır neticede. Bugün Iraklı insanlar istedikleri zaman gelip Türkiye’de gayrimenkul alabiliyor, yatırım yapabiliyor. Türklerde aynı şekilde buraya yatırım yapabiliyor. Çünkü sınırların kalktığı bir dünya konjöktüründe bunlar doğaldır. Bunun içinde devletlerin kendi aralarındaki bu iletişimi daha hızlandırmaları ve daha destek vermeleri lazım ki bu her iki ülkenin menfaatine ve faydasına olacak. Yoksa öbür şeylerle bir yere varılmaz.

Son olarak eklemek istediniz bir şey var mı? Hem Türkiye, Irak ekonomisi hem de Antep’in Irak’a ihracatı ile ilgili?

Irak, Türkiye için bütün sektörler için söyleyebilirim iyi bir pazar. Gıdasından, teknolojisine kadar. Türkiye ne üretiyorsa burası iyi bir pazar. İkili ilişkiler ve hükümetlerin yönetimleri doğru olduğu zaman, Irak’ın Türkiye’den başka açılacak kapısı hemen hemen yoktur gibi. Stratejik bir yerdir. Ama buranında bizim yönetimsel olarak devletlerin bunu dikkate alıp, buralarda iyi bir oyuncu olmalarını sağlamak. İkili ilişkilerde her zaman karşılıklı menfaatler söz konusudur. Bu devletler için de böyledir. Ticaret için de böyledir. Irak Türkiye’nin bütün sektörleri için iyi bir pazardır.

Erbil’deki değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Müthiş bir değişim var burada. Müthiş bir çalışma ve altyapı var. Her gün, her geçen gün yani her geldiğimde Erbil’i daha farklı görüyorum. Onun için de şu kelimeyi söyledim dikkat ederseniz. Ben 10-15 yıl sonra herhangi bir problem olmadığı takdirde geleceğin Dubai’si olarak görüyorum. Belki orası kadar olmayabilir; ama burasının müthiş bir yer olacağını düşünüyorum. Tabi şartlar ve zaman bunu gösterecek. Bunun kararını vermek mümkün değil. Ama buranın önü açıktır bunu söyleyebilirim. Burada pazar hareketliliği canlıdır. Yaklaşık 5-6 aydır sıkıntılar var ama buranın tüketim toplumu olduğu unutulmamalıdır. Burada şuan hiç üretim yok. Onun için bura ile diyaloglarımız iyi olmak zorunda. Çünkü Türkiye’de bugün bir sanayi sektörü vardır. Gıdadan teknolojisine kadar, aklınıza ne geliyorsa yağından, unundan, irmiğinden, şekerinden, yatağından, halısından her şeyinden bunları Türkiye’den alıyorlar. Ve Türk ürünlerine de ciddi bir ilgi var. Türkler burada seviliyor. Irak halkı Türklerle Osmanlı döneminden beri içi içe yaşamış insanlar. Ama dönem dönem bazı nifak tohumları ekilmeye çalışılıyor. Ama bu doğru bir şey değildir. Burada bireylerin daha sağlıklı düşünmesi lazım. Ufak tefek şeylere şey göstermemesi lazım.

16.12.2013 (Haber Merkezi)