Kürdistan'da Bir İlk: Pelistank TV

Kürdistan'da Bir İlk: Pelistank TV

Hacı Tel anlattı

Büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanan Kürdistan’da, diğer birçok sektör gibi medya sektöründe de ilkler yaşanıyor.

Yaşanan bu değişim hakkında bilgi veren ve ilk defa Kürtçe çocuk kanalı açarak dikkatleri üzerine çeken Red Ajans Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Tel, imkânsızlıklar içinde büyük imkanlar yarattıklarını söyledi.

İlk zamanlarda özellikle kalifiye eleman konusunda büyük sıkıntılar yaşadıklarını dile getiren Tel, kurduğu kanalları aynı zamanda bir eğitim kurumu haline getirerek birçok insanı sektöre kazandırdığını ifade etti.

Kürtçe çocuk kanalı açarak değişimin ilk adımını attığını da vurgulayan Tel, ‘‘Burada ilk defa çocuklara ait bir dünya oluşturduk. Düne kadar bizim kanallardan önce siyasi ağırlıklı programlar yapan kanallar vardı. Çocuklar bunlarla büyüdüler. İlk defa çocuklara ait bir kanal oluştu’’ dedi.

Kürdistan’ın değişim ve dönüşüme açık bir bölge olduğunu da sözlerine ekleyen Tel, ‘‘Sokakta hangi gençle konuşsanız konuşun hepsi 3-4 tane dil biliyor. Bu çok güzel bir şey. Kürdistan hükümeti eğitime ve insanların gelişimine çok önem veriyor’’ diye konuştu.

Öncelikle sizi tanımakla başlayalım?

Adım Hacı Tel Bingöllüyüm. Yaklaşık sekiz yıldır buradayım. Burada daha çok medya alanı ile ilgileniyorum.

Neler yapıyorsunuz?

Burada bulunduğum sekiz yıllık süre içerisinde iki tane özel kanalın kuruluşunda yer aldım. Bu kanallar Kanal Çar ve Korek. Aynı zamanda bu iki kanalın yürütmesinde de yer aldım. Sekiz yıl içersinde ağırlıklı çalışmalarım prodüksiyon, reklam ve televizyon üzerine oldu. Yaklaşık bir yıldır burada Kürtlerin ilk çocuk kanalı olan Pelistank TV’de çalışmalarımız sürüyor. Pelistank’ın kelime anlamı burada yaşayan bir kuşun adı.

Şu anda Kürtçe yayın yapıyor değil mi?

Tamamen Kürtçe, 24 saatte yayın akışı var. Bu kanal Kürtlerin ilk çocuk kanalı.

Kürdistan’a nasıl geldiniz? Türkiye’de tiyatro ve televizyonla ilgilenirken, buraya gelme kararını nasıl aldınız?

Ben ilk olarak Türkiye’de başlattım bu işi. Ufak bir Kürtçe program ile başladık. Hiç unutmam, o zaman televizyon sektörünü de çok fazla bilmiyorum, bu işte yeniydim yani. Ama dostlarımdan büyük destek alıyordum. Ben bu işin okulunu okumadım. Çok iyi dostlarımız ve tecrübeli hocalarımız vardı. Sürekli bu insanları rahatsız ederdim. Öğrenmek için sürekli yanlarına giderdim, evlerine giderdim, onları alır yemeğe götürürdüm. Sonra bir proje hazırladık; Durike Derviş adında il, ilçe, köy tanıtımı ile ilgili bir projeydi.

Biliyorum o programı ama hangi kanalda olduğunu hatırlayamıyorum…

Roj TV’deydi. O programı ben hazırladım ve Avrupa’ya sundum. Ben bu programa başladığımda elimde ne kamera, ne de teknik olarak bir şey vardı. Ama bendeki heyecan, bir heves ve girişkenliğimin verdiği avantaj vardı. Bir işi sevdiğim zaman o işe dört elle sarılan bir insanım. Bu programla başladık ve sonrasında İstanbul’da dublaj stüdyosu, montaj stüdyoları, çekim stüdyoları derken işimiz böyle büyüdü. İşe başladığımızda her şey Kürt televizyon sektörüne dönüktü. Çünkü Türkiye’de artık bu işi yapmak büyük paralar istiyor ve güçlü ilişkiler gerektiriyordu. Yani Kürtlerin televizyon sektörü biraz boş bir alandı, yapan yoktu. Ben kendimce bu sektörün büyüyüp gelişebileceğini tahmin edebiliyordum ve gözü kara bu işe girdim. 2006’nın sonlarında arkadaşım buraya Mevan Show diye bir proje getirmişti ve bir kanala okeylettirmişti. Yani bunun hikâyesi biraz uzun çok detaylara girmiyorum. Sonra biz projeyi Türkiye’de başlattık. Gayet kaliteli bir show programıydı. Konuklarımız Avrupa’dandı. Zagros TV’de yayınlanıyordu. Yaklaşık 5 ay boyunca kiraladığımız bir stüdyoda programı Türkiye’de çektik. Büyük bir programdı ve buradaki kanallar henüz çok yeniydi ve fazla gelişmemişti.

Programa ilgi nasıldı?

Program burada büyük bir yankı uyandırdı. Sonra buradaki kanalın talebi üzerine biz buraya geldik. Yani o programı Türkiye’de değil buyurun burada yapın dediler. Buradaki birçok şeyi de bilmiyorduk. Burayı çok iyi tanımıyorduk. Tabi ilk zamanlar biraz bocaladık böyle bir teklif gelince, gidersek ne olur diye düşünmeye başladık. Sonuçta kültürel olarak aynı insanlarız; ama ne de olsa başka bir ülkeye gitmen gerekiyor. Sonra kısa sürede cevap vermemiz gerektiği için kararımız verdik ve geldik. Burada stüdyo falan yoktu. Yani biz gittik boş bir arazinin içerisine 2 tane depo gibi yerler tuttuk. Sonra orayı stüdyoya dönüştürdük. Sonra o programın yanında bizden başka programlarda talep ettiler. Çarkıfelek, Kim Beş Yüz Milyar İster, Yetenek Sizsiniz tarzında popüler programlar talep ettiler. Bunları çektik, sonra biz bunları çektikçe buradaki sektörde gelişti.

‘‘Çocuk kanalı Kürdistan’da bir ilkti ve biz bu ilki başardık. Ayrıca Kürtlerin içerisindeki çocukların biraz unutulduğunu düşündüğümden bu kanalı açma gereksinimi duydum’’

Kürdistan’da televizyonculuğun ilerlemesine ve gelişmesinde ilk adımı atanlardan birisiniz.

Kesinlikle doğrudur. Ben burada yalnız değildim. Benimle birlikte birçok arkadaşım var. Bu insanlar hala da buradalar ve onların da büyük bir emekleri var. Onlarla birlikte hareket ediyorduk. Şunu söylemeye çalışıyorum; biz daha kanalı açmadan önce bir form hazırlamıştık. Bizde çalışacak insanları belirlemek için hazırladığımız bir form. Kameramanı, ışıkçısı, sesçisi için. Biz formları değerlendirerek kendimize kalifiye elaman seçecektik; fakat formların yüzde 70’inde hepsini yapabilirim; ama bunlarda kadronuz doluysa şoförlük de yapabilirim diye belirtenler oldu. Şimdi yönetmenlik yapabilen bir insan neden şoförlük talep etsin. Garip bir şey. Yani insanlar şöyle düşünüyor; oradan tutturamazsam oradan tuttururum.

Kürtçe çocuk kanalı bence çok önemli bir şey. Bu kanalın kuruluşundan bahseder misiniz?

Bu kanalın ilk kurucusu ben değilim. Yerli üç insanın bir araya gelerek kurduğu bir kanal. Bunlar 3-5 ay kadar yürütmüşler kanalı. Açıldıktan üç ay sonra geldiler benimle tanıştılar. Ben üç ay sonra bu kanalın beş yıllık işletmesini aldım. Ben televizyoncuyum, yaklaşık 20 yıldır televizyon camiasındayım. Bu sıkıntılar sonucu kanalı satın aldım. Çocuklar bana sıcak geliyor. Ben Kürtlerin içersindeki çocukların biraz unutulduğunu düşünüyorum. Tabi ki bunun bir sürü gerekçesi ve mazereti olabilir, belki de koşullar, zemin uygun değildi. Ben bu işin artık olgunlaştığını görüyorum. Yani çocuklara da bir şey yapılmasının olgunluğunu gördüm. Fikir bana çok sıcak ve cazip geldi. Çocukları da seviyorum. Ondan dolayı da böyle bir şey tercih ettim.

Peki, kanalın yayın akışında neler var?

Türkiye’de ve dünyada örnek alabileceğimiz birçok çocuk kanalı var. Her kanalın kendisine ait kahramanları var. Yani bizim farklılığımız şu; bizim kahramanlarımız gerçek, çocukların kendisi. Ben şunu iddia ediyorum; Türkiye’de, dünyada da buna benzer bir şey görmedim. Kliplerimiz var, tabi bunun yanında eğitici, kültürel ve sosyal yayınlarımız da var. Çocuk sanatçılarımız var, çocukları stüdyoya getirip eski şarkıları veya çocukların kendi yazdıkları şarkıları çocukların kendi sesiyle kaydediyoruz, sonra biz bunların klibini yapıyoruz. Yaklaşık her çocuğun bizde 15-20 klibi var. Ve bu çocuklar burada şimdi starlar. Yani bizim kahramanlarımız çocukların kendisidir. Biz konsept olarak böyle bir şeyi hedef aldık ve bu şekilde yürütüyoruz. Ama tabiî ki de zaman içerisinde Türkiye’deki gibi Calliou veya Pepe benzeri Kürt karakterler yaratmak tarzında çalışmalarımız da olacak.

Kürdistan’da televizyonculuk alanındaki sektörel sıkıntıları neler?

Bunu biraz Türkiye’nin 70’li yıllarına benzetebiliriz. TRT dönemi yani. Çalışan insanların çoğu memur zihniyeti ile televizyona geliyor. Türkiye’de de böyleydi. Özel kanalların açılması ile televizyon sektörü bir mesafe kat etti. Yani burada da Türkiye’nin o dönemlerdeki sıkıntılarına benzer sıkıntılar yaşanıyor. Aynı zamanda sektörde çalışan insanların eğitim sıkıntısı var.

Türkiye’den medya planlaması yapmak isteyen firmalar oluyor. Bize de soruyorlar. Siz reklam planlaması yapıyorsunuz?

Burada Türkiye’deki gibi ölçüm cihazları olmadığı için kim birinci, kim ikinci net olarak takip edemiyoruz. Ama bunu daha çok halk arasında konuşulurken duyuyoruz. Ben iddia ediyorum burada şu an bizim kanal bir numara, yani en çok izlenen kanal. Yani kumanda artık, anne babanın elinde değil, kumanda el değiştirdi, kumanda artık çocukların elinde. Çünkü burada ilk defa çocuklara ait bir dünya oluştu. Düne kadar bizim kanallardan önce siyasi ağırlıklı programlar yapan kanallar vardı. Çocuklar bunlarla büyüdüler. İlk defa çocuklara ait bir kanal var. Bizi arayıp ağlayan anne babalara şahit olduk. Bugüne kadar neden böyle bir şey yapmadınız diyerek ağlıyor. Biz burada kendi çocuklarımızın konserini yaptık, 10 bin tane çocuk bu konsere geldi. Resmen bir izdiham yaşandı. İlk konseri Duhok’ta yaptık ve ben inanamadım gittim sahnenin arkasında 15 dakika ağladım. Tüylerim diken diken oldu. Ticari zihniyetin ve siyasi bakış açısının çocukları ne kadar ihmal ettiğini görüyorsunuz ve üzülüyorsunuz. Aşırı bir ilgi var bize, telefonlarım şu an kitlenmiş durumda. Çocuklar arıyorlar isteklerini bildiriyorlar. Çok farklı ve tatlı bir şey. O yüzden ben sekiz yıldır buradayım yapmadığım program kalmadı. Yani bugüne kadar kimse ellerine sağlık, teşekkür ederim demedi. Ama bu kanaldan dolayı birçok resmi kurumdan plaketler, teşekkürler alıyoruz. Okullarla da iç içeyiz. Bütün okulların gidip etkinliklerini çekip, yayınlıyoruz. Böyle bir izdihamla karşı karşıyayız yani. Şuan Diptat’tayız, Diptat’ta yayın yapıyoruz. Daha çok Kürdistan bölgesi, Irak bölgesi, tabi Türkiye’de de izlenebiliyor. Hatta İran’da, Suriye’de de izleniyoruz. Korkunç biz izleyici potansiyelimiz var. Bunun yanında çocuklar yalnızca medya ve eğitim üzerinde ihmal edilmedi. Ticari alanlarda da aşırı ihmal edilmiş. Tekstilinden tutun da her şeyine kadar daha yeni yeni gelişiyor. Bazı şeyler bizimle gelişiyor. Mesela günde 10-20 firma arıyor benim çocuk mağazam var diyor ve bizden Peristant markasını istiyorlar. Çünkü onlarda bize olan ilginin farkında ve günde en az 10 firma arıyor markayı kullanmak için. Bizim burada çocukları eğiten, öğreten, eğlendiren, kendi kültürünü, dilini öğreten bir yayın politikamız var.

Yalnız klip yayını mı yapıyorsunuz?

Hayır, yalnız klip değil. Eğitim programları var, aldığımız çocuk dizileri var. Yani konseptimiz geniş. Ama ağırlıklı olarak klip istiyorlar.

16.12.2013 (Haber Merkezi)